Nihayet Hizmet Konuşuldu

Uzun zamandır etraf toz duman.Yerel yönetimlerde “belediyecilik” dışında ne varsa gündemi onlar meşgul ediyor.

Hal böyleyken düzenlenen bir toplantı, ihtiyacımız olanı yeniden hatırlattı.Bir umut doğurdu.

Yusuf Alemdar’ın göreve gelişinin üzerinden geçen iki yılın değerlendirildiği toplantı da tam olarak böyle bir anlam taşıyordu.

Çünkü yerel yönetimlerin gündemi bir süredir başka bir yerden akıyor…

Hizmetten değil,projeden değil,yatırımdan değil…

Daha çok tartışmalardan, polemiklerden, çatışmalardan; hatta zaman zaman “belediyeciliğin sınırlarını zorlayan” meselelerden.

Öyle bir noktaya gelindi ki, bir belediye başkanının yaptığı işi anlatması bile neredeyse “istisnai” bir durum haline geldi.

İşte tam da böyle bir atmosferde yapılan bu toplantı, sıradan bir faaliyet sunumu değildi.

Aksine…

Unutulan bir şeyi hatırlattı:Belediyecilik, sonuçta hizmet işidir.

Alemdar’ın iki yıllık süreci anlatırken ortaya koyduğu tabloya baktığımızda; sadece başlıklar halinde sıralanmış projeler değil, sahaya yansıyan somut bir hareketlilik görüyoruz.

Ulaşımda yapılan yenilikler, yeni yol açma ve mevcut arterleri rahatlatma adımları, şehir içi trafik yükünü azaltmaya dönük dokunuşlar…Metrobüsünden Yazlık Kavşağı’na, ADARAY’ından tramvayına hazırlanan projeler…Bilim Merkezi’nden şehrin kültür dokusuna katkı sağlayacak yatırımlara kadar uzanan geniş bir vizyon…Şehrin farklı noktalarında devam eden çevre düzenlemeleri, sosyal yaşam alanları, parklar ve vatandaşın doğrudan temas ettiği kamusal alanların yeniden ele alınması…

Ve belki de en önemlisi…

Sadece “görünen” yatırımlar değil; görünmeyen ama şehirlerin kaderini belirleyen altyapı hamlelerinin de bu sürecin merkezine konulmuş olması.

Sosyal belediyecilik tarafında ise, belirli kesimlere dokunan klasik uygulamaların ötesinde; daha geniş kitleleri kapsayan ve şehir bütününe yayılan bir yaklaşımın izleri dikkat çekiyor.

Kısacası ortaya konan tablo; vitrine oynayan birkaç projeden ibaret değil, şehrin farklı katmanlarına aynı anda dokunmaya çalışan bir hizmet anlayışını işaret ediyor.

Elbette her yapılan tartışılabilir.Elbette eksikler konuşulabilir.

Ama şu gerçeği de teslim etmek gerekir:

Ortada konuşulacak bir “iş” varsa, o şehir için hâlâ umut vardır.

Asıl problem, işin değil gürültünün konuşulduğu dönemlerdir.

Bugün Türkiye’nin birçok yerinde ( Sakarya’da da olduğu gibi) yerel yönetimlerin gündemi; hizmet üretmekten çok ya bambaşka tartışmaların ya da algı üretiminin etrafında şekilleniyor.

Anketlerle parlatılan başarı hikâyeleri,sosyal medya üzerinden yürütülen tartışmalar,gerçeklikten kopuk vitrin çalışmaları…

Bozuk yönetim anlayışlarının yaydığı o ağır koku…Belediyeleri kendi mülkü zannedenlerin aymazlığı…

Hepsi bir noktada aynı soruyu doğuruyor:

“Peki sahada ne var?”“Siz aslında ne ile anılıyorsunuz?”“Ve en önemlisi… Bu mu sizin seçilme sebebiniz?”

İşte tam da bu yüzden bugün ortaya konan tabloyu önemsiyorum.

Çünkü burada sahada yapılan işlerin konuşulduğu bir zemin yeniden kuruluyor.

Bu yeterli mi?Hayır.

Ama doğru bir başlangıç mı?Evet.

Ve bazen bir şehir için en kıymetli şey;mükemmel işler değil,doğru istikametin yeniden hatırlanmasıdır.

Kısacası…

Sakarya’da uzun bir aradan sonra,nihayet hizmet konuşuldu.

Umarım bu, bir istisna olmaz. 

Vesselam