Tartışmaların Gölgesinde Büyüyen Şehir

Son zamanlarda bu şehre biraz haksızlık ediyoruz.

Haber sayfalarına bakın…
Sosyal medyayı açın…

Sanki Sakarya’da hayat sadece krizlerden, tartışmalardan ve polemiklerden ibaretmiş gibi bir tablo var.

Gündem sürekli aynı kazanların etrafında kaynıyor.
Aynı tartışmalar, aynı iddialar, aynı kavga dili…

Halbuki hayat yalnızca bu meselelerin içinde akmıyor.
Şehrin gerçek hayatında bambaşka bir tablo daha var.

Ve o tablo bize gösteriyor ki…

Bu şehirde çok ciddi işler oluyor.
Adeta bir şantiye içerisinde yaşıyoruz.

…..

 

Hatırlayalım.

Herkesin diline dolanan metrobüs meselesi vardı.

İlk günler eleştirildi.
Sistemin aksayan yönleri oldu.
Seferler tartışıldı.

Ama bugün gelinen noktadaki tabloda,
metrobüs artık cayır cayır çalışıyor.

Bir şehrin ulaşım sisteminde yeni bir modeli oturtmak kolay değildir.

Ama bugün görüyoruz ki ufak tefek sıkıntıları olmakla birlikte açılan hat ve kurulan sistem artık rayına oturmuş durumda.

Ray demişken, yine bu şehirde şehir içi hafif raylı sistem ile alakalı çalışmalar da bir yandan sürdürülüyor.

…..

Ve yine…

Yıllardır herkesin kabusu olan bir başka konu var.

Yazlık Kavşağı.

Sakarya trafiğinin en çok konuşulan noktalarından biri…
Neredeyse şehir efsanesine dönüşmüş bir problem…

Şimdi orada da süreç başladı.
Aşamalar tamamlandı.
Çalışmalar sahaya indi.

Yani uzun zamandır konuşulan bir düğüm daha çözülme yolunda.

…..

Ama belki de en önemli işlerden biri…

Sapanca Gölü meselesi.

Yıllardır gölün çevresi adeta sahipsiz bir alan gibiydi.
Bazıları bu alanları babalarından kalan miras gibi kullanıyordu.

Kaçak yapılar…
İşgaller…
Keyfi kullanım…

Bu şehrin en kıymetli doğal hazinesi göz göre göre daraltılıyordu.

Bugün ise farklı bir tablo var.

Kaçak yapılar kaldırıldı.
İşgaller sona erdi.

Ve göl çevresinde çok ciddi bir rekreasyon projesi hazırlanıyor.

Yani Sapanca Gölü artık birkaç kişinin değil, bu şehrin tamamının olacak.

 

…..

Şehir aynı anda birçok büyük projeyi konuşuyor aslında.

Devam eden bin yataklı şehir hastanesi…
Bitme aşamasına gelen yeni emniyet ve adliye binaları…

Spor alanında planlanan işler, atılan imzalar, yeni spor salonları, gençlik merkezleri ve tabii ki en önemlilerinden biri kano ve kürek merkezi…

Şehre kazandırılacak büyük bilim merkezi

Bölgeden geçtiğimizde merkezin yükselişini ibretle ve gururla gözlemlemek harika bir duygu.

…..

Bunlar sıradan yatırımlar değil.
Bir şehrin geleceğini şekillendiren işler.

…..

Öte yandan yıllardır herkesin diline dolanan bir başka mesele vardı.

Kültür ve Kongre Merkezi.

Bu şehirde her dönem konuşuldu.
Her dönemde vaat edildi.

Ama hep yarım kaldı. Bırakın yarım kalmayı, başlanamadı bile.

AFA diye bilinen alan bir arsa olarak kaldı; önüne asılan billboardlarla yıllarca bize izletildi.

Peki ya şimdi?

Şimdi ise ihalesi tamamlandı.
İnşaat süreci başlıyor.

Yani Sakarya, yıllardır beklediği kültür altyapısına, kongre merkezine ve salonlara sonunda kavuşma yolunda.

…..

Bir başka önemli hazırlık ise Büyükşehir Belediyesi’nin yeni hizmet binası.

Şehir büyüyor.
Kurumsal yapı da büyümek zorunda.

Bu yüzden planlanan yeni hizmet binası da kentin idari altyapısını güçlendirecek bir adım olarak ilerliyor.

…..

İşte tüm bu tabloya baktığınızda bir gerçek ortaya çıkıyor.

Bu şehirde çok ciddi bir çalışma temposu var.

Ve bu tempoda en fazla sorumluluğu taşıyan isimlerden biri kuşkusuz
Yusuf Alemdar.

Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yoğun bir mesai yürütüyor.

Şehrin birçok başlığında aynı anda ilerleyen projelerin arkasında ciddi bir emek olduğu açık.

Elbette şehir tek bir kişinin emeğiyle ilerlemez.

Bu süreçte katkı sunan
milletvekilleri,
siyasetçiler,
bürokratlar
ve sahada çalışan yüzlerce insan var.

Bir şehrin yaşadığı ve çoğu zaman göz ardı ettiğimiz bu gelişim süreci aslında kolektif bir emeğin karşılığı.

…..

Elbette eleştiri olacak.
Olmalı da.

Çünkü eleştiri, eleştirileni büyütür.

Ama adil olması gerekir.

Sürekli karanlığı konuşursak, o karanlıklar zifiri şekilde sarar etrafımızı.

O zaman şehre değil,
hakikate haksızlık etmiş oluruz.

…..

 

Ez cümle…

Sakarya bugün bir dönüşüm döneminden geçiyor.

Ulaşımda…
Sağlıkta…
Sporda…
Bilimde…
Kültürde…

Birçok başlıkta önemli adımlar atılıyor.

Belki her şey kusursuz değil.
Belki bazı işler gecikiyor.

Ama inkâr edilemeyecek bir gerçek var:

Burada taşlar yerinden oynuyor.

Ve bazen gürültüden dolayı fark edemediğimiz şey tam da budur.

Sakarya…

Gürültünün değil,
gerçeklerin içinde büyüyor.

…..

 

Lakin…

Yine de bir takım meseleleri unutmamak gerekir.

Seçilen hizmet için seçiliyor.
Atanan da görevini layıkıyla yapsın diye!

Siyasetçi dediğiniz insan…
Belediye başkanı dediğiniz kişi…
Kamu görevlisi dediğiniz makam sahibi…

En güzeli yaptıklarıyla anılmalıdır.

Yaptığı hizmetlerle,
çözdüğü sorunlarla,
şehre bıraktığı eserlerle…

Görevini hakkıyla yerine getirenler elbette övülür.

Bu hem doğrudur hem de gereklidir.

Ama aynı makamları taşıyan insanların…

Görev alanlarının dışına taşan
kişisel gündemlerle,
tartışmalı ilişkilerle,
lüzumsuz polemiklerle
makamlarını
ayaklar altına aldırmaya hakları yoktur.

Çünkü makam dediğiniz şey sadece bir koltuk değildir.

Bir itibardır.
Bir sorumluluktur.
Bir emanettir.

Ve o emanet…

Ancak hizmetle taşınır.

Gürültü polemik tartışma bugünündür…
Eser ise yarının hafızasıdır. 

 

 

 

Vesselam.