Kendini Başkaları İçin Tüketme
Hep yapmaz mıyız bunu kendimize?
İnsanları memnun etmeye çabalarken kaybederiz benliğimizi. Nokta nokta azalır bizi biz yapan. Sonuçları çoğu zaman yapılan fedakarlıkların yetersiz görülmesi ya da beğenilmemesi olur.
Bu duygular insan olmanın elzemidir. Fakat her şeyin fazlası zarar olduğu gibi, kendi sınırlarımızı bu kadar hiçe saymak da benliğimize bir darbedir. Bir başkasının memnuniyeti neden bizim için daha önceliktir? Neden bu uğurda kendimizden veririz?
İlişkilerinizde kendinizden önce başkalarını düşünüyorsanız, “hayır” demek sizin için bu denli zorsa, çok sık özür diliyorsanız ve hep geri adım atan taraf sizseniz… geçmiş olsun.
Psikolojide adı geçen “people pleasing” eğilimini yaşıyorsunuz.
Peki bu davranış biçimi ne zaman, nasıl hayatımıza dahil oldu?
Sınırlarımız daha çocukken, buruk bir çizgiyle oluşur. Bu temel ailede atılır. Yetiştirilme şeklimizle doğrudan bağlantılıdır. Ailede başlayan bu durum, kabul görmek için geliştirdiğimiz bir davranıştır. Bu şekilde başlar ve hayatımızı da bu doğrultuda şekillendiririz.
Siz de benimle birlikte sorgulayarak bu satırlara geldiyseniz, bu kayboluşu bilirsiniz. Ne zaman başlamıştı bu? Yetemediğini hissettiğin her anda kendinden biraz daha verdiğinde mi?
Ailenle oturduğun bir akşam yemeğinde, bir anlık dikkatsizlik ile yaktığın yemekten dolayı yaşadığın mahcubiyette mi saklı? Oysa tüm gün evin işlerini yapmıştın, çocuklarınla ilgilenmiştin, işten gelen eşinin önüne bir tas yemek koymuştun. Bunların bir önemi yok muydu? Belki de yoktu… Belki de o an yemeğin tuzu daha önemliydi. Yanlış yapmıştın, yetememiştin.
Yoksa annenin arkadaşlarıyla oturduğu bir öğle vakti miydi? Onlar çocuklarının başarılarıyla övünürken, annenin sana yapıştırdığı “başarısız” damgası mıydı başlangıç? Ya da ruh eşin olduğunu düşündüğün insana yetemediğini hissettiğin an mı? ya da İş yerinde canını dişine taktığında kimin umurundaydı?
Oysa nafile… Ne önemi vardı bu çabaların? Kim bildi kıymetimizi?
Çok şey yaşar, çok şey öğrendiğimizi sanırız. Peki insanları memnun etmeye çalışırken, sizce de bizi biz yapanı kaybetmez miyiz? Bizim şeklimiz daireyken, dikdörtgen olabilir miyiz?
İnsan hiç mi bilmez yetinmeyi? Kıymet ne zaman anlaşılır? Verilen emeklerin, yapılan fedakarlıkların değeri ne zaman görülür?
Başkalarını memnun ederken kaybettik kendimizi.
Her zaman bir başkasının istediği profil olamayız. Kimseye göre şekil alamayız. Bizi biz yapan şey, farklılıklarımızdaki güzelliklerdir.
Biz kendimizi öncelik tutmazsak, kendi kıymetimizi bilmezsek, bu hayatı gerçekten biz yaşamış olur muyuz?
Herkesi memnun ederken kendini kaybettiysen, orada hala sen var mısın?